Fatiha Suresi

Fatiha-TR-blog icin

BİR DUAYA CEVAP

Rahman (1), Rahim (2) “Allah”ın adıyla,
1. Bütün hamd, “Alemlerin Rabbi” Allah içindir;
2. Rahman ve Rahim;
3. “Din (hesap ve hüküm) Günü”nün “Malik”i (3);
4. Ancak Sana ibadet eder, ancak Sen’den yardım dileniriz;
5. Bizi “Dosdoğru Yol”a ilet;
6. Kendilerine nimet lütfettiklerinin yoluna,
7. üzerlerine gazap hak olmuş bulunanlarınkine ve yolunu kaybedenlerinkine değil. (001:1-7)

Sadece birkaç kısa sureden oluşmasına karşın, Kur-an’ın açılış suresi üzerine kitap üstüne kitap yazılmıştır; ancak biz, yolculuğumuza devam etmekte olan dostlarım, oldukça kısa birkaç gözlem yapmaya yetecek kadar duraklayacak zamana sahibiz.

İlk ayet, İlah’a, “Alemlerin Rabbi”ne ilahisel bir övgüyü gösterir. İkinci ayetin başında yer alan ilahi isimler “Rahman, Rahim”, dokuzuncu sure hariç her surenin başlangıcında yer alır ve hem Kur-an hem de Müslümanların gündelik konuşmalarında Allah’ın en sık andıkları sıfatlarındandır. Üçüncü suredeki ruh hali, birden bire, içimizin derinliklerine işlemiş endişeleri ve çatışmaları tekrar uyandıracak şekilde değişir. Yaratıcı’nın rahmet ve merhametine vurgu yapılmasının üzerinden hiç vakit geçmeden “Din (hesap ve hüküm) Günü” ile tehdit ediliriz. Bunları gözün önüne getirmeyi ertelemek; okuyucu, Kur-an’a karşı biraz daha ferahlık ve güven duyana kadar beklemek daha da taktiksel olmaz mıydı? Yaratıcı’nın rahmet, merhamet, şefkat yada sevgisine dair iddialar bizi asla dinden uzaklaştırmamıştır, oysaki, rahmet ve merhamet ile bağdaştırmakta güçlük çektiğimiz Ahiret Günü, Cehennem ve ebedi cezalandırılmaya dair uyarılar her zaman uzaklaştırmıştır.

Dördüncü sure, çıkmaz sokağın daha da derinliklerine götürür bizi; zira, bize, ibadetlerimiz ve de kurtuluşumuz için yalvarışlarımıza adres olarak, bizi kurtarmasını istediğimiz durumları en başta yaratanı gösterir. Bizi mesajına ısındırmaktan çok uzak bir şekilde, metin, hiç zaman kaybetmeksizin, din konusundaki yakınmalarımızı hatırlatır bize. İlerde, bu tarzın Kur-an’ın ısrarla kullandığı bir taktik olduğunu keşfedeceğiz: şüpheci kişiyi ısrarlı bir şekilde kişisel itirazları ile yüzleştirerek onu tahrik etme taktiği! Çok zaman geçmeden göreceğiz ki: bu Kur-an öyle kolay yada zor yutulur bir lokma değil; Kur-an aslında yenilir yutulur da değil; Kur-an, O’na itiraz etmek, O’nunla savaşmak için bir meydan okuyuştan, bir düelloya davetten daha az birşey değildir!

Son üç ayette kendimizden birşeyler bulmamız oldukça kolay. Yaşam, kaotik bir bulmaca; yıkılan hayallerle, içi boş başarılarla, tatmin edilmemiş beklentilerle, bir ilüzyondan başka bir iluzyona geçişle biten rasgele ve kafa karıştırıcı yollardan ve seçimlerden müteşekkil bir labirent. Gerçekte takip edilecek doğru bir yol var mı? yada tüm yollar nihayetinde aynı şekilde anlamsızca mı bitiyor? Altıncı ve yedinci ayetteki adeta “Dosdoğru Yol”a ulaşmanın, ilahi rehberliği arayan ve o rehberliği önemseyenler için yapılan ilahi bir iyilik olduğunu; ve kendilerine gösterilen ilahi rehberliği takip etmeyenlerin; yaşamın kişileri umursamaz ve hissiz gazabına, mutlak surette kayboluşa ve aldanışa maruz kalacağını anlatıyormuşçasına kişilere odaklanan tondan, kişisel olmayan tona geçişe dikkat edin. Yaşamın kızgınlığını ve anlamsızlığını içimize sindirdiğimiz ve kendi kızgınlığımız ve anlamsızlığımıza dönüştürdüğümüzden ne olduğunu çok iyi bildiğimiz bu azap ve kayıp; kişisel bir Yaratıcı’nın yokluğuna dair argümanımız ve de felsefemizin temelidir.

7 ayetin üzerinden hızlıca geçtik. Yaratıcı’yı yücelten ilk dört ayetten, yol gösterilmesini isteyen son üç ayete doğru ruh halinde çabucak göze çarpmayan bir geçiş vardı. Büyük bir ihtimalle bu ayetleri ilk okuyuşumuz öylesine üstünkörü bir şekilde oldu ki değişikliği farketmedik. Açılış suresini okumayı bitirene kadar, gönülsüzce ve de yarı bilinçli bir halde iken, aslında bir yalvarışta bulunduğumuzu farketmedik. Neredeyse yalvarmaya karşı koyma şansı bulamadan adeta oyuna getirildik. İster bilinçli bir şekilde niyet ederek yapmış olalım, ister olmayalım, sonraki surenin başlangıcı, bize, yalvarışımızın hedefine vardığını ve cevaplanmak üzere olduğunu bildirecek.

İŞTE KİTAP

1. Elif Lam Mim
2. İşte kitap, kuşkuya yer vermeksizin, içlerinde korku olanlara bir rehber;
3. Görünmeyene inananlara, ibadetlerinde ısrarlı ve kararlı olanlara, ve kendilerine verdiklerimizden başkaları için harcayanlara…
4. ve sana vahyedilenlere ve senden öncekilere vahyedilenlere inanan ve ahiretten kuşku duymayanlara!
5. Onlar, Rablerinin gösterdiği yol üzerindedirler ve yine onlar, onlardır başarıya ulaşanlar.

“Melekler Bİle Soru Sorarlar”, Dr. Jeffrey Lang, Kansas Ünİversİtesİ, Matematİk Profesörü

1) Rahman: Allah gibi başka bir dile tercüme edilemeyen ve başka hiçbir varlık için kullanılamayan isim-sıfat. Sonsuz ve sınırsız merhamet eden ve inanan-inanmayan, müslim-gayrı müslim hiçbir ayırım yapmadan bütün varlığı, hayat, beka, rızık, kabiliyet, sistem, âhenk vb. sonsuz nimetlerle donatan anlamına gelir.
2) Rahim: Cenab-ı Allah’ın hususî rahmetini, yani, rahmetiyle her bir varlık için hususî tecellisini ifade eder. Rahmân, küfür-iman, adalet-zulüm, hakkaniyet-haksızlık, güzellik-çirkinlik, iyi-kötü ayırımı yapmamasına mukabil, Rahîm, bilhassa yeryüzünde şuurlular âlemine bakar. “Verdiği nimetleri iyi kullananlara daha büyük ve ebedî nimetler veren, Ahiret hayatında sadece mü’minlere ihsan ve ikram eden” anlamlarına gelir.
3) Her şeyin sâhibi ve bu hayatta kısıtlı olarak canlılara hükmetme izni verilmiş olsa bile nihayetinde herşey üzerinde dilediği gibi hükmeden Allah.